Thursday, March 8, 2012

KADIN'IM





Bir erkeğin hayatına kim bilir kaç kadın girer ve çıkar? Hangisine sevgilim, hangisine kadınım diye hitap eder acaba? İkisinin arasında ne fark var diyeceksiniz. Çok fark var. Şimdi ben kadın gözüyle erkekleri yazmak istiyorum. Ya da olmasını istediğim gibi yazıyorum.

Bir erkeğin hayatına giren kadınların hepsi sevgilidir. Ama bir tanesi vardır ki ona sadece “KADINIM” diye hitap eder. Sevgilim dediği, günlerini gün ettiği, hoş vakit geçirdiği, bazen boşluğunu dolduran, bazen hüzününü dağıtan, bazen onu eğlendiren, bazen onu dertlerinden uzaklaştıran ya da boş zamanlarını doldurandır. Hatta onunla evlenebilir bile. Çocukları bile olur. O artık çocuklarının annesidir. Bir insan olarak onu sever. Ona zarar gelmesini istemez. Bir zaman sevgilim dediği şimdi resmi olarak karısıdır.

Bir erkek “kadınım” diye hitap ettiği zaman ona yüklediği anlam bambaşkadır. Onun içinde şevkat, sevgi, aşk, sahiplenme, kıskançlık, onunla gurur duyma, koruma hissi ve kimseyle paylaşamama vardır. Artık dünyaya neden geldiğini biliyordur. Hayatının anlamı vardır artık. Aradığı sadece o’dur. Onu bulmak ve onunla yaşamak için doğmuştur. Onun olmadığı bir yaşam düşünemez. Çok emindir, tanrı onu sadece kendi için yaratmıştır. Dünyada bir tek o ve kendisi vardır. Onun için canını verebilir. Bu aşktan da öte bir şeydir. Bu bir tutkudur. Bu mantığın bittiği yerde başlayan bir duygudur. Bu kadınım dediği kişinin resmi nikahlı karısı olması şart değildir. Ama zaman zaman karım diye bile hitap eder.

Bu duyguların en güzel örneğini ünlü şair Bedri Rahmi Eyüboğlu yaşamıştır. Bedri Rahmi Eyüboğlu, Eren Hanım’la evlidir. Ancak Mari Gerekmezyan’a aşık olmuştur. Mari, Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun asistanlik yaptığı Güzel Sanatlar Akademisi’nin heykel bölümüne misafir ögrenci olarak gelmistir.
1949′da bir gün İstanbul Büyük Kulüp’teki bir toplantıda davetliler, Bedri Rahmi Eyüboğlu’ndan bir şiir okumasını isterler. Eyüboğlu ayağa kalkar ve Karadut’u okumaya baslar:

“Karadutum, çatal karam, çingenem
Nar tanem, nur tanem, bir tanem
Ağaç isem dalımsın salkım saçak
Petek isem balımsın ağulum
Günahımsın, vebalimsin.
Dili mercan, dizi mercan, dişi mercan
Yoluna bir can koyduğum
Gökte ararken yerde bulduğum
Karadutum, çatal karam, çingenem
Daha nem olacaktın bir tanem
Gülen ayvam, ağlayan narımsın
Kadınım, kısrağım, karımsın.”
Bedri Rahmi, şiiri okurken aniden gözlerinden yaşlar süzülür. Salondaki herkes niye ağladığını anlamıştır. Çünkü aşklarını bütün İstanbul bilmektedir. O anda yanında oturan Eren Eyüboğlu da anlamıştır. Çünkü şiirde “kadınım, kısrağım, karımsın” dediği kadın kendisi değildir.

Görüldüğü gibi erkekler sadece nikahlı karılarına kadınım ve karım kelimelerini kullanmıyorlar. Bu bambaşka bir duygu. Bunun adı aşk. Doğa üstü bir duygu. İnsanın vücut kimyasını değiştiren, ruhunda volkanların patlamasına neden olan bir duygu. Onu bulduktan sonra kaybetmek ise çok acı verir.
Ne mutlu bütün bu güzel duyguları gerçekten bir ömür boyu bir yastığa baş koyduğu, hayatı birlikte yaşadığı ve çocuklarının annesine duyabilen erkeklere. 

Sunday, February 12, 2012

aşkın kendine aşık hali


Eskiden buralar böyle miydi ?

Bizim zamanımızda "aşk", 
ayrılırken ele ele tutuşup, 
kelime kelime ezberlenen bir hikayeyi bin farklı dilde anlatmaya doy(a)mamaktı.

anlattıklarının yarısından fazlasını anlamamak,
kafada, binlerce cümleyle oturulan masadan
tek bir cümleyle ayrılmaktı.

Utandım
Utanması gerekenlerin yerine de utandım. 


Bizim zamanımızda "aşk" :)


 p.s. Aşkın kendine aşık halinden, mutlu geyikler Türkiye  ♥















Sunday, January 22, 2012


bir saatliğine dışarı çıkıyorum,
döndüğümde ölmüş olunuz lütfen ..
sahip olduğum her şeyi kendinizle götürmüş olunuz
bulabilirseniz!
kendinizi ..
onu da kendinizle götürünüz.

size yazamadığım için beni affedin , bu aralar çok kalabalığım
öyle ki,batamıyorum dibe,
ölemiyorum.
dirilip yazamıyorum!
ben bir saatten geri döndüm bayım,
siz, 
neden buradasınız?
karşımdasınız,
neden ölmediniz hala!

p.s. Anonim! ;))

Friday, January 6, 2012

yasal bir intihar


Ağla(ya)mıyoruz bile,düş(e)miyoruz göz(lerimiz)den
severken bizi hayaller 
sövüyor yüze gerçekler.
ve 
akıl..
öyle güzel konuşuyor,
gurur duyarsın burada olsan!
ve
kalp..
işte orada göz gözü görmüyor acıdan

susmak bir çeşit intihar
çekip sandalyeyi karşısına,
oturup seyretmek
ve
karakteri öldürmek
 
ben bunları hiç yazmayacaktım oysa
ama yazıyorum
ve günlerdir,aylardır 
ve yıllardır

üşümesin diye..

biliyorum beyin,
kordonu kalbe bağlı cenin!
yasal
ve
sıradan bir intihar 

Sahi tıpkı saatler gibi,geri alınsa ya insanlar
ve dursa zaman!


p.s.körler de rüya görür müydü?